[ Romantik Bilim ] Pınar KAVRAR

  ::wekatronik.com


   

MEKATRONİKÇİYE
 KOÜ Gebze MYO Mekatronik  programı tanıtım köşesi
motor sürücüleri(micro master)
MicroMaster-kumanda etmek(USS Protokolü)
servo motorlar
Ders1: s7-200 temel seviye
Ders2: S7-200 temel seviye
Ders3: S7-200 temel seviye
Ders4: s7-200 temel seviye
Ders5: s7-200 temel seviye
"Mekanizma Teknigi" Ders Notları
(Mini)Servo nedir? Nasıl Çalışır?
Yüzlerce elektronik devre
İŞ İLANLARI
 Electrobotic Club (tanıtım)
Motor kontrol
   step ve servo  motorlar
 
Baskı Devre  
PLC
PIC (yakında)
PIC Projeleri
PID Nedir?
Seri port programlama
Seri portu tanıyalım
USB portu tanıyalım
Paralel portu  tanıyalım

Web sayfalarının sonuna  otomatik kod ekleme

360° Panoramik Fotoğaflar Oluşturmak

Biraz insan, biraz bilim,
    biraz tarih

Bipolar ve unipolar step motor
Servo motor grafiği

Devr-i Daim 
HAYAT-KRANK-BİYEL
 

FORUM>>>  
 
· pardus ücretsiz işletim sistemi
· sinavsiz dİkey geçİş hakki İçİn İlgİlenİn
· 2008 öss-dgs kim nereyi kazandı
· pardus la gözlerİnİze İnanin:)
· mekatronik işe girme garantisi?
· slm
· elektronik dökümanlar & uygulamalar
· s7-300
· servo motor çalıştırılması
· mekanik hareketlerin ön çalışması
· ucretsiz otomasyOn & plc kursu
· ucretsiz elektrOnik egitimi kursu
· ucretsiz mekatrOnik kursu
· ucretsiz otomasyOn & plc kursu
· plc problemi
· robot kolu yapmak için program
· plc programları ve örnek plc çözümleri
· türkçe solidworks eğitim videoları
· ders 3 (s7-200 temel seviye)
· birimdönüştürücü - saç kalınlık hesaplama

 

.::wekatronik.com  Türkiye'nin Mekatronik Platformu

 

::wekatronik.com


 

[ Romantik Bilim ] Pınar KAVRAR

  Biraz insan, biraz bilim, biraz tarih...  - 20.05.2005
 

              Eski çağlarda yaşayan toplumların yaşadıkları dünyada gördüklerine,algıladıklarına karşı duyarlı ve meraklı oluşları sayesinde, bugün evren hakkkında fazlaca bilgiye sahibiz. Onlara  çok fazla şey borçluyuz. 

       Gündelik kentli yaşamlarımızda düşünmeye hiç vakit ayıramadığımız ,bugün birçok bilim dalına konu olmuş ,ancak modern insan olarak bizlerin tıkanıp kaldığımız,sadece gizemli olarak niteleyebilmekle yetindiğimiz oluşumlar,değişimler,belirli bir medeniyet seviyesine erişmiş,yalnızca fiziksel güdülerini doyurmakla yetinmeyen toplumlar tarafından incelenmeye değer görülmeseydi,bugün dünya,şu anda içinde bulunduğu sosyal kısırdöngüler oyunundan daha da beter olurdu heralde... 

       Bu eski toplumlar en çok neyi merak etmişlerdi acaba,ne üzerine kafa yormuşlardı...İlkel kabilelerin kuşkusuz en çok merak ettikleri,anlamını ve sebebini bilmedikleri doğa olaylarıydı...Korkularıyla tanrılaştırdıkları yağmurları,fırtınaları,volkan patlamalarını ve daha bir çoğunu araştırma cesareti gösteren kişi ya bir kahraman olmalı ya da bir kurtarıcı.. belki de ölüm döşeğindeki bir yakınını kurtarma isteğiyle yanıp tutuşan birinin cahil çaresizliğine çare arayan bir melek...Ölümün bilinmezliğine yapılacak yolculuğu erteleme çabası içinde olan bir uyanık mı,tıp biliminin temelllerini atan? 

     Aslında azıcık dağarcığımla ,bilimlerin çıkış noktasını üç başlık altında toplamak istiyorum.Biri “zaman kavramı” ikincisi “doğa olayları” ve son olarak  da “gündelik gereksinimler”...Doğa olayları için araştırmalar yapmak ,onları anlamlandırmaya çalışmayı anlamak da,gündelik hayatı kolaylaştırmak için bazı hesaplamalara ihtiyaç duyan insanın rakamlarla simgeleştirdiği oyunların sebeplerini bulmak da kolay ama ya zaman kavramı;aydınlık ve karanlığı tek bi çatıda toplamaya çalışmış insanoğlu..Bir gün demiş..iki birbirine zıt  oluşumu;karanlık ve aydınlığı,süreklilikleri ve birbirlerine ne kadar zıt olsalar da ardışık olmaları,birbirlerine bağımlı olmaları sebebiyle mi bir elmanın iki yarısı misali birleştirmişler?Ölüm olmasaydı diyorum ;zaman bu kadar anlamlı olur muydu,bu kadar önem taşırmıydı? 

    Bu çelişki dolu düşüncelere ara verip,gerçeklerden ve tarihi kaynaklardan edindiğimiz bilgilere baktığımızda Mısırlılar'ın zaman kavramı üzerine çokça kafa yormuş olduklarını görürüz.Gök olaylarını,gök cisimlerini tanrıyla anlamlandırmaya çalışıp,özdeşleştirmiş olmalarına rağmen,sorgulamaya açık dinleri sayesinde olsa gerek,gök cisimlerinin hareketlerini saptamayı ,365 günü hesaplamayı başarmışlar(neden başarmışlar diyorsam;onu da çözmüş değilim.Belki doğru diye kabul ettiğimiz zaman birimlerimizi yüzyıllar sonra bir başka dahi bilim adamı sarsar kim bilir?!),hatta günü de 24 saate bölmüşlerdir.Hindistan da ise Hintli kardeşlerimizin bilim alanındaki çalışmalarına baktığımızda, zamanında sıfırı matematik alanına kazandırmış olmaları şahsım adına oldukça dikkat çekici.İnsanın yokluğu adlandırmak istemesinin Hintliler de ortaya çıkması ,Hint kültürüne beni daha da bir yakınlaştırıyor.Bunun yanısıra Hintlilerin doğaya olan hayranlıkları sayesinde ,doğanın kimyasal esaslara dayandığını öğrenmeleri ve bu bilgiler ışığında tıp alanında edindikleri bilgileri ilerlemelerinde önemli bir önayak olmuştur.Sadece gündelik hayatlarını kolaylaştırmak adına belli başlı bir kaç icat (araba,tekerlek çanak,çömlek,topuz,kargı vb..) yapmış toplumları es geçmek istiyorum... 

     Türk toplumlarındaki bilimsel gelişmelerden söz edersek  Göktürk Devletine ait M.Ö 555-745 tarihli Orhun Anıtlarına baktığımızda ,Göktürkler'in Oniki Hayvanlı Türk takvimini kullanmış olduklarını söyleyebiliriz.Bir günü on iki eşit parçaya ,bir yılı da 4 mevsime bölmüş olan bu takvime göre yılın ilkbahar ayında başlıyor olması da ayrı bir anlam taşıyor olsa gerek ki baharla beraber yeniden kendine gelen ,tazelenen doğa olmalı sebebi diye düşünüyorum.

        Yunanlılar ise en cesur toplum olmalılar ki, doğa üzerine en çok düşünen ve fikir üreten bilim adamı potansiyeline sahiptir.Burada isimlerini anamayacak kadar çoklar.Üzerine fikir yürüttükleri konuların nerdeyse bütünü ,bugün saygın birer bilim dalıdır.     

    Romalılar'a gelindiğinde ise, dünyayı hakimiyeti altına alan bu büyük medeniyetin,bilimsel etkinliklerini sürdürebilmeleri için  ,aynı günümüzde de olduğu gibi globalleşmesi gerektiğinden Yunanca öğrenmeleri gerekmekteydi.Ancak yine de siyasal bütünlüğünü korumaya önem vermiş bu medeniyet, bilimle uraşmaktan ziyade,yönetimsel alanlarda kendini geliştirmiştir.Nufusun çoğalmasıyla artan kafa sayısına denk olarak ,düşünür ve üretir sayısının artmamış olmasını, aynı günümüzde ,yaşamlarımız içinde gündelik sorunlarla boğuşurken,geldiğimiz yerden,doğadan ne kadar koptuğumuz ve doğaya karşı ne kadar ilgisiz ve nötr kaldığımıza benzetiyorum.Yanılıyor muyum?

 

Pınar KAVRAR - 20.05.2005

 

 
    Diğer yazıları:
    - Teknolojik kaygılar / 14.03.2005
 


 

.::wekatronik.com

Mart 2005'ten beri sizinle varız... 

Ana sayfa |  Makina |  Elektronik |  Programlama |  Hidrolik-Pnömatik |  Web Tasarım

 Web  sayfamız Hosthane.com'un hosting sponsorluğunda yayınını sürdürmektedir.. 
Hiç bir ticari amacımız yoktur.

[[  İletişim  ]]