HAYAT-KRANK-BİYEL-
14.04.2005
Bir ders arası yazısı umarım hoşunuza gider...
Ticari işler ile
süründürülen beyinler arasında, sünger kıvamında dolaşmak mı daha
zor yoksa istediklerini hayallerinden dışarı çıkarıp, bir kaç derin
nefes ile can vermeye çalışmak mı? Kaç kişi ne yapabileceğimizi
ölçtü ve kaç kişi bize nedenleri sordu? Tekrar dur ve düşün!
Yaşıyoruz da ne diye ne için, sebebleri var mı bir mühendislik
sorusunda bir 'hiç'in?
Hayata bir göz atalım
şimdi: ‘Krank-biyel’ ile döndürülen ve hareket ettirilen garip bir
döngü içerisinde...Denklemleri sıralayıp çözümleri arayalım ve her
adımda ivmeleri algılamaya çalışalım, sonuçları bir kağıda yazıp,
tanışacağımız diğer insanların karakterlerinin ‘iterasyonları’ için
kullanalım. Yıllar önce Yüce’den verilmiş olan ilk hareket ile nefes
almaya başladıktan sonra, herbirimizin malzemesi farklı olarak,
devam ettik tüm nefesler boyunca...Biraz önce dediğimiz gibi
malzemeler farklı olduğundan, alınan sonuçlar ve yapılan döngü
adetleri de farklı oldu, kiminin sistemi ‘sulanmış çeliklerden’
kimisi ise ‘alimunyum-kurşun’ karışımlarından yapıldığı için, kimi
çok zedelendi kimi az. Hareket ise bir yandan devam
etmekte...Sürekli bir yarış içinde kimse fark etmedi: bu kareketin
yörüngesi var serbestlik derecesi bir olan, bir sistem bu. Gerekli
olan tahriği veren, ilk nefesi de veren Yüce. Bu
nedenle yörünge hareketinin farkına varip yapılacak tüm çalışmaların
sadece ‘biyelin’ uzunluğunu etkileyeceğini, hareketin çapını
büyüteceğini bilmek gerekir..
Kalemler elimizde,
hesaplar uzun sürmekte ve her an devam etmekte, ne 'türevlere'
benzer nede bir garip hacmin hesapladığı 'üç katlı integraller'e.
Kaç tomar kağıt gerekiyor kaç silgi ve kaç kaynak makinesi istersin
bu uzuvları birleştirmek için?
Ancak bir 'piston'
kıvamında nazik olabilirim! Özür diliyorum, tüm kadifelik
bekleyenlerden, yürüdüğüm çakıllarda yoktu bir balerinin izi. Zaman
ilerledikçe 'mafsallarım' arasındaki yağ tükenmekte! Bizim bu
şehirlerin sürtünme katsayıları çok yüksek, yetmiyor gücü bir garip
biyelin. Sebepsiz oturmaktan bıktıysak biri bana ‘dokuz anahtar’
versin sökmeye çalışayım hırsımın motorunu, son bir defa daha
bakayım içten yanmalı mı ve anlayayım ilk ateşi kim veriyor. sizden
mi geliyor bu yakıt sızıntısı yoksa beynimden mi.
Pistonların neyi itmekte,
peki neyi döndürmekte bu sistem neyi çalıştırmaktayız. Dünya
merhaba! sesini duyar gibi oldum , bak giderek doğruyu buluyor
oğlun...
Uluç Üstündağ
|